Güncel Erotik Hikayeler

çankayada oturuyorduk

By on Eylül 3, 2021 in 2017 Güncel Hikayeler with 0 Yorum

Selamlar ben elif sexi sınırsız yaşamayı seven biriyim beni doyurabilicekler arasın lütfen!
NUMARAM: 0035 351 57 32

O zamanlar Ankara Çankaya`da oturuyorduk. Eşimden boşanalı 2 sene
oluyordu, 38 yaşında oğluyla oturan yalnız bir kadındım.. Emir, yaşamın
bana sunduğu tek armağandı sanki.. onsuz düşünemiyor , konuşamıyor,
hiçbirşey yapamıyordum. Onu herşeyden herkesden çok seviyordum. Arkadaş
toplantılarında Emir`den başka birşey yoktu dilimde. Bu onları sıkıyordu
biraz belki ama umurumda değildi. Biricik oğlumu canımdan çok
seviyordum.
O sıralarda lisede resim öğretmeniydim. İşimi seviyordum, hemen hemen
oğlum yaşında çocuklarla haşir neşir olmak, oğlumu tanımama da yardımcı
oluyordu. Bununla beraber 16 yaşında bir çocuğun dünyasında nasıl
fırtınalar koptuğunu hala tam olarak bilmiyordum. Ergenlik heyecanlarını
onlarla paylaşmaya çalışıyordum mümkün olduğunca… Aramızda fazla bir
mesafe olmamasına gayret ediyordum. Zaten geri kalan despot öğretmenler
sayesinde çocuklar kendilerini yeteri kadar tutsak hissediyorlardı. Bari
resim derslerinde dilediklerince özgür olsundular…
Ergenlikte anne – oğul ilşkisiyle ilgili kitaplar raflarımdan dolup
taşıyordu. Anneyle oğlu arasında çok garip, her seferinde farklı
yaşanan, aşkla, masumiyetle, saflıkla ve tutkuyla örülü kopmaz bir bağ
vardı…
Çocuk, ergenlik çağında kendi bedenini ve dürtülerini tanıyordu. Karşı
cinsle ilgili tanımlamalarını da ilk olarak annesiyle yapıyordu… Ve
çoğu zaman ona karşı gizliden gizliye bir aşk, bir tutku besliyordu.
Bunları okuduktan sonra aklıma bir tek soru takılıp kaldı:
Acaba Emir de bana aşık mıydı? Hem de öyle bir takıldı ki bir türlü
aklımdan çıkaramıyordum. Bu düşünce bana pek çok şeyi birden yaşattı.
Onun o masum bakışlarını düşündüm ve birden aklıma tuvalette
mastürbasyon yaptığı düştü. Mastürbasyon yapıyordu muhakkak ki ama kim
bilir neler düşünüyordu.
Beni düşünüyor muydu acaba? Hadi canım neremi görmüştü ki düşünsün?..
Yok onu doğuran bendim, onu emziren, beraber banyoya girip
herbiryerlerini yıkayan yine bendim, beni defalarca çırılçıplak
gördüğünde şimdi hiçbirşey hatırlamayacak kadar küçüktü… Yoksa o
anılar o küçük belleğinde silinmez izler mi bırakmıştı? Yoksa heryerimi
hatırlıyor muydu? heryerimi.. Bunları düşünürken yatakta sırtüstü
döndüm, geceliğimin önünü çözüp göğüslerimi avuçlarıma aldım.
gençliğimden beri kocamandılar.
Boyum 1.74`tü ve 68 kiloydum. Aynanın karşısnda durmuş göğüslerime
bakıyordum.
Geceliği olduğu gibi çıkarttım.. Yan döndüm…
Popomu elimle destekleyip kaldırdım. Acaba Emir benimle ilgili neler
düşünüyordu? Bunu kesin olarak öğrenmeye karar verdim, ama önce küçük
öğrencilerim üzerinde bir deneme yapmam gerekiyordu. Geceliğimi giydim,
yatağa uzandım. Sanırım monoton hayatıma kendi kendime renk katmaya
başlamıştım…
Ertesi sabah yataktan sanki daha dinlenmiş, daha dinç, daha mutlu
kalktım. Emir`in servisi çok erken geliyordu, o yüzden hemen odasına
gidip onu öperek uyandırdım. Gözlerini ovuşturdu “Anne çok garip bir
rüya gördüm” dedi. Yatağın kenarına oturdum “Çabuk cabuk anlat yoksa
servisi kaçırırsın” dedim.
Hızlıca ve heyecanla anlatmaya koyuldu.

– Çok yüksek bir binanın tepesindeydik senle ben… Sen bir sandalyede
oturuyordun ben de yıldızlara bakıyordum. Anne, ne kadar çok yıldız var
di mi? diye sordum

– Evet oğlum- dedin sonra bana

– çorabımı giydirir misin?- diye sordun.
Elinde o okula giderken giydiklerinden ince siyah bir çorap vardı. Ben
de ayaklarını tutup ayağına giydirmeye başladım sen de ayağını kaldırıp
ağzıma sürdün”
Bir süre hiçbirşey söyleyemedim. O ise gözlerini kocaman açmış benden
bir yorum beklercesine masum masum bakıyordu..”Bu kadar mı?” diyebildim.
“Evet” dedi. “Hadi o zaman çabuk fırla! Annenin seni ne kadar çok
sevdiğini anlatan bir rüya görmüşsün ama eğer servisi kaçırırsan annenin
ne kadar kızabileceğini de görürsün hem de GERÇEKTEN!”.. Poposuna bir
şaplak indirdim. Kıkırdayarak banyoya koştu…
Emir gittikten sonra yatak odama yöneldim. Yapılacak işlerim
vardı…Okul eve yakın olduğundan dersten 15 dakika önce çıksam
yetişiyordum. Eve de Emir`den çok önce geliyordum.
O yüzden bol bol zamanım vardı. Bir an gördüğü rüya aklıma düştü. Acaba
ayaklardan ve bacaklardan mı hoşlanıyordu Emir? Acaba benim çoraplı
ayaklarıma çaktırmadan bakıyor muydu? Acaba onları öpmek mi istiyordu?
heyecan ve utanç duyguları bedenimde çarpışıyordu. Ama yine de bu
düşünceler o günkü planımla ilgili bir fikir verdi…
Çorap çekmecesinden koyu siyah-kahverengi 40 numara külotlu çorabımı
çıkardım. Onu elimle genişlettim. Yatağa serdim. Buruşma yapmasın diye
bacaklarıma krem sürdüm. Külodumu çıkardım. Çorabı özenle giydim ve ayak
bileklerimden belime kadar elimle iterek gerdirdim. Dolabımı açtım.
İşte orada asılı dıruyordu: Senelerdir giymediğim derin yırtmaçlı bordo
daracık mini eteğim.
Aceleleyle içine girdim. Fermuarı biraz zorlandı. Şişmanlamıştım. Ama
aynanın karşısına geçtiğimde bunun o kadar da vahim bir durum olmadığını
heyecanla gördüm. Etek vücut hatlarımı zorluyor, belimi, popomu,
bacakları olduğu gibi gözler önüne seriyordu, hele popomun her bir
kıvrımı gözüküyordu.
Omuzları açık bej renkli straplez bluzumu içime sutyen giymeye gerek
duymadan üstüme geçirdim. Göğüslerim dışarı fırlamıştı sanki, koca göğüs
uçlarımın çıkıntısı belli oluyor, biraz dikkatli bakıldığında
koyulukları da görülüyordu.. 10cm topuklu parlak gül kırmızısı
terliklerimi ayağıma geçirdim… Aynanın karşısına geçip dikkatle
baktım. O güne kadar okula dizimin hizasını geçmeyen eteklerle, kalın
gömlekler ve bilumum gayet kapalı elbiselerle gitmiştim… Ve şimdi tam
anlamıyla bir kaltak gibi gözüküyordum..
Üstüme uzun lacivert pardösümü aldım önünü kapadım ve okulun yolunu
tuttum…
Hademeye günaydın dedim. Umursamaz gözlerle başını salladı. Planım tıkır
tıkır işliyordu. Pardösünün altında neler olduğunu bilse bu yaşlı
hademe hemen oracıkta kalpten gidebilirdi ama hiçbirşey anlamadı.
Koridordan hızlı hızlı sınıfıma doğru giderken zil çaldı.. Bütün
öğrenciler sınıfa girdikten sonra o bildik manzara; kapının hafifçe
aralanması, meraklı bir çift gözün koridoru taraması sonra benim
geldiğim görüp kapıyı kapatıp ” Öğretmen geliyor!” diye haykırması…
Sınıfa girdim. ayağa kalkan öğrencilere oturun der gibi başımı salladım.
en öndeki sıranın önünde durdum “Günaydın çocuklar bugün dersimizde çok
zevkli bir konu işleyeceğiz” dedim.
sınıftan neşeli bir uğultu yükseldi. Pardösünün kuşağını usulca çözdüm,
önü kendiliğinden iki yana açıldı. “Kadın vücudu çizeceğiz” dedim. Ön
sıradaki bir öğrencinin gözleri pardösünün içinde fırlamış göğüslerime
takılmıştı. Bütün öğrencilerime tek tek baktım. kız mevcudu olmayan 26
kişilik bir sınıftı..”Bu gün size ben modellik yapacağım”
Pardösüyü çıkardım. Sandalyeyi sınıfın ortasına getirdim ve bacak bacak
üstüne atıp oturdum.
Hepsi de müthiş heyecanlanmıştı ve ben de bu heyecanı onlarla
paylaşıyordum. Tenim ateş gibi olmuştu ama oyunumu da sonuna kadar
oynayacaktım.”Evet çocuklar” dedim “Hepiniz herhalde az da olsa kadın
vücudunun neye benzediğini biliyorsunuz”
Kafalarını hayır anlamında iki yana salladılar. Hemen hepsi ben
bakışlarımı başka yöne çevirdiğimde vücuduma dikkatle bakıyor sonra
onlara döndüğümde bakışlarını kaçırıyorlardı. Utanmışlar ve acayip
heyecanlanmışlardı. Ben de aynı durumdaydım ve bu gün içlerinde kopan
fırtınalara ortak olmaya kararlıydım.”ayağa kalkıp yanıma gelin” dedim.
Hepsi bir anda zil sesini duymuşçasına fırladılar. Etrafımda küçük
erkeklerden ufak bir ordu vardı. Arkada kalanlar parmaklarının üstüne
basıyor, birbirlerini ite kaka bana bakmaya çalışıyorlardı.

“Şşşşt itişmeyin. Bu gün herkes istediği kadar bakacak” dedim.

“Şimdi beni iyice incelemenizi istiyorum. Bazı kıvrımları anlamanız için
dokunmanız gerekecek. Sonra altlıklarınızı ve kağıtlarınızı alıp
çizmeye başlayacaksınız. Blok ders yapacağız teneffüs yok.”
Bunları söylerken bacağımı bacağımın üstünden indirip eteğimi popoma
kadar sıyırdım. Bazıları kafalarını bir hayli yakınıma uzatmışlardı.
İçlerinden birinin elini tuttum, bacağımı ileriye doğru uzatıp elini
baldırlarıma koydum. Eli ince çoraplı bacağıma deyince bundan oldukça
heyecanlanmış gözüktü. Pantolonunun önünde kocaman bir şişkinlik
farkettim.
Daha sonra hepsini yerlerine oturttum.
Kağıtlarını altlıklarına kıstırdılar. Ben de öndeki sıranın üstüne
sandalye koydum.

“Çocuklar yardım edin de şunun üstüne çıkayım” dedim.
Üçü yarışırcasına öne atıldı. Biri elimi tuttu. Diğer ikisi de az önce
arkadaşlarına yaptığım şeyden cesaret almış olmalılar ki bacaklarımdan
kavradılar. Hepsi de alttan açılmış olan eteğimden bacaklarımı ve popomu
dikizliyorlardı. Hemen hepsinin önü kocaman olmuştu. Terlikleri
ayağımdan çıkardım. Bacaklarımı olabildiğince araladım. Parlak çoraplı
bacaklarıma baktıklarını gördükçe ateş gibi oluyordum,
heyecanlanıyordum.

“Bacaklara dikkat edin” dedim.

“Ve göğüsler. Göğüslerimi rahatça görebiliyor musunuz? Kıvrımları belli
oluyor mu?”
Göğüslerimi altlarından tutup kaldırdım. Tam o anda hafif hafif bir
tenin tene vurma sesi geldi. pıt pıt pıt! Ritmi bazen hızlanıyor bazen
yavaşlıyordu. Küçük haylazlardan biri mastürbasyon yapıyordu. Allahım bu
yaptığım delilikti. O anda sınıfa herhangi biri girecek olsa okuldan
bile atılabilirdim.
Birden kafama bir yumruk yemiş gibi bacaklarımı topladım. terliklerimi
giydim. Sandalyeden aşşağı inip onu yerine koydum.
“Hocam daha bitirmedik” uğultuları yükseldi “Bu günlük bu kadar yeter
çocuklar haftaya başka bir konuyla devam ederiz” dedim. Çizdiklerini
kontrol ettim. Hiçbirininkinden birşey anlaşılmıyordu. Eğer doğru düzgün
çizilmiş bir desen olsaydı hemen toplayacaktım.
Pardösümü giydim ve sanat tarihi kitabından konu anlattırarak abuk subuk
bir ders işledim. Zil çalınca da yine hızlı adımlarla evin yolunu
tuttum.
Straplez buluzumu ve eteğimi çıkardım. Sutyen takıp o her zaman evde
giydiğim uzun basmalı elbisemi üstüme geçirdim. Çorap ve terlikleri
çıkartmadım. Hemen yemek yapmaya koyuldum. Oğlum eve geldiğinde herşey
hazır olmalıydı.
Birkaç saat sonra anahtar sesi geldi. “Meraba anne ben geldim” diye
mutfağa daldı. “Merhaba bitanem nasılsın?” dedim. Ama ondan ses gelmedi.
Kafamı çevirdim. Topuklu ayakkabılarıma ve ayaklarıma bakıyordu…
“Anne çorabın kaçmış” dedi. Ayağımı havaya kaldırdım. Çorap topuktan
bileğe kadar kaçmıştı. Bu her zaman olabilirdi evet ama normal olmayan
Emir`in bakışlarıydı. Gözleri açıktı ve sanki kalbi burnunda atıyordu.
Hızlı hızlı soluyordu. Tanrım oğlum ayaklarıma bayılıyordu. heyecandan
ölecek gibi bir hali vardı. Kafamı lavaboya çevirdim. Bir ayağımı
terlikten çıkardım ve sözümona üstüyle diğer ayağımın topuğunu kaşımaya
başladım. Oğluma çoraplı ayaklarımı olduğu gibi sergiliyordum…
Yemekten sonra sanki çok yorulmuş gibi kanepeye uzandım. Elbisemin
eteğini dizlerimin üstüne kadar sıyırdım ve Emir`i çağırdım. “Ayaklarımı
biraz ovsana canımın içi, çok ağrıyorlar” dediğimde onun hakkındaki
düşüncelerimde yanılmadığımı farkettim. Ne yapacağını bilemedi,
heyecanını bastırayım derken iyice batıyordu, çok şirindi…
Sağ ayağımı hafif hafif yoğurmaya başladı. İki elinin avuçlarıyla
ovuyordu ayağımı. Sonra (sanırım) yavaş yavaş cesareti arttı.
Parmaklarımı tek tek okşuyor, onların bittiği yerleri, ayağımın
ortasındaki boşluğu özenle ovuyordu. Topuğumu iki eline alıyor,
parmaklarının ucuyla daireler çiziyordu sanki hep bu anı beklermiş
gibiydi. Harikaydı ve aman tanrım vajinam sulanıyordu, oğluma ayaklarımı
ovduruyordum ve senelerdir hiç yaşamadığım şeyleri yaşıyordum.
Derinden derine bunun hayatımdaki dönüm noktalarından biri olduğunu
hissediyordum… İki ayağımı da çılgınca ovmuştu ama hiç yorulmuşa
benzemiyordu ” Aslanım! bundan sonra her akşam annenin ayaklarını ovar
mısın?” diye sordum. Gözleri parladı. Ve sonra o ana kadar aklıma
getirmemek için çok zorlandığımı şeylerin bir anda beynime hücum
etmesine yol açan şeyi çekine çekine söyledi: “Anne, ayakların çok güzel
kokuyor…”
Bütün gün ayaktaydım. Ayaklarım gerçekten kokuyor olmalıydı, ve bu onun
hoşuna gidiyordu. Müthiş heyecanlanmıştım. “Çorap ve topuklu ayakkabı
giymemden hoşlanıyor musun peki?” dedim, “Evet anne ayaklarını çok
seviyorum özellikle de çoraplı ayaklarını” deyiverdi. “Peki o zaman..”
dedim, ”
Odamdaki çorap çekmecesini aç ve ordan en beğendiğin çorabı kap da gel,
şu kaçmış çorabı değiştirelim”. Hemen fırladı. O çıkar çıkmaz elimi ateş
gibi yanan vajinama götürdüm, dudakları şişmiş ve sarkmıştı içinden
oluk oluk sıvı geliyordu. Emir`in ayak seslerini duyar duymaz
toparlandım…
“Anne hangisini seçeceğimi bilemedim” dedi.

Bir elinde gül kırmızısı süper ince külotlu çorabım diğer elinde de 30
numara siyah parlak ince gül desenli külotlu çorabım vardı. “Önce
hangisini giyeyim?” dedim, kırmızıyı uzattı… Sandalyeye oturdum.
Bacaklarımı yana doğru uzattım, popomu hafifçe kaldırıp çorabı aşağıya
sıyırdım. İçimde külot olmadığından eteğimi siper ederek çorabı yavaş
yavaş çıkarttım. Oğlum dikkatle beni izliyordu.. Kırmızı çorabı sıvayıp
önce bir ayağıma, sonra da diğerine geçirdim. İki bacağımın dizlerine
kadar giydikten sonra ayağa kalkıp çorabı tamamen giydim. Bunu yaparken
kadınlığımı bir an için açıkta bırakmıştım, Emir`in bunu farkettiğini
hemen anladım. Kaçamak bakışları, nefesinin birden hızlanması beni
müthiş heyecanlandırıyordu.
Oğlum tarafından dikizlenmek muhteşemdi…
Çorabın buruşukluklarını düzelttikten sonra ağır adımlarla oğlumun
yanına geldim, etrafında döndüm (Elbisemin alt kısmını elimle
dizlerimin üstüne doğru sıyırmıştım)… Yine bedenim ateş gibi
yanıyordu, kendimi fahişe gibi hissediyordum ve canım yavrum oracıkta
bana bakıyordu, eşofmanının kabaran önünü eliyle kapamaya çalışıyordu…

Duygularıma hakim olamıyordum artık..
Aniden arkamı dönüp kalçalarımı dışarıya doğru çıkarttım ve elbiseyi
belime kadar sıyırdım.. Annesinin külotlu çoraplı poposu olduğu gibi
Emir`in gözleri önündeydi…Başımı çevirip omuzumun üstünden oğluma
baktım…
Eliye önünü kapama gereği duymuyordu artık.. Ve penisi neredeyse
eşofmanı yırtıp dışarı fırlayacaktı.. Sanırım oğlumun kocaman bir
erkeklik organı vardı ve onun içime girdiği düşüncesi bütün bedenimi
alev alev yakıyordu…
Emreden bir sesle” Eşofmanını ve külodunu çıkart!” dedim. Dediklerimi
tereddüt etmeden yaptı. penisi flop diye fırladı, yaklaşık 16cm boyunda
kocaman mor bir başı olan kusursuz bir yaraktı…
Çorabın vajinamın üstüne denk gelen yerini tırnağımla yırrtım, ellerim
yemek masasına dayadım, belimi büktüm, popomu dışarı çıkarıp
parmaklarımın üstünde hafifçe yükselerek ” Hadi Emir, işte hep hayal
ettiğin şey yavrum, hadi sik beni” deyiverdim…
Penisi oğlumun elindeydi arkama doğru yaklaşıp vajinama bastırmaya
başladı ama nasıl sokacağını bilemedi, bacakları titriyordu… penisini
elime alıp dosdoğru amıma soktum, kalçamı da ona doğru bastırıp oğlumun
yarağını köküne kadar içime kaydırdım… O anda yüksek sesle çığlık
attığımı hatırlıyorum… Bu 3 senedir vajinama giren ilk şeydi ve o da
oğlumun sert, sıcak yarağıydı. Oradan çıkmıştı ve tekrar oraya
giriyordu…” Ohhh Emir becer beni oğlum, ohh çok güzel sikiyorsun,
damarlarını hissediyorum, dibine kadar bastır, becer anneni” diye
yalvarırken o ikinci kere soktu, artık bu işin nasıl yapıldığını
öğreniyordu..
Sonra seri kalça hareketleriyle beni sert bir şekilde sikmeye başladı.
Orada, salonun ortasında, yemek masasına dayanmış kendimi öz oğluma
siktiriyordum..
Birden daha da hızlandı, hareketlerinden anladım ki yavrucuğum boşalmak
üzereydi… Amımın dudaklarını kastım ve içindeki yarağı sıktım.. Emir
inleyerek içime boşaldı…
Yaptığım şeyden kesinlikle pişman değildim.. Bu muhteşem bir deneyim
olmuştu… Artık oğlumun orospusuydum, o ne derse yapıyor, ne isterse
giyiyordum.
İzlediği porno filmlerindeki sahneleri benimle deniyordu, becerilmedik
yerimi bırakmıyordu..
Hala Ankara`da oturuyoruz, eşimden boşanalı 7 sene oldu. İyi ki de
boşanmışız, yoksa hayatımın aşkıyla asla beraber olma şansım olmazdı

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


YUKARI